2 Kasım 2007 Cuma

inadına 'olmak'

kuleler savrulurlar rüzgarda
dizlerinin üzerine çöker bir papatya

kükrer rüzgarlı kuleler
bir ağızdan

boynunu kırar bir papatya

kuleler yıkılıverir bir çayıra

kahkahayla uzaklaşan rüzgara

orta parmağını gösterir
başını çıkaran ısırgan otu

üretken çelişkiler

kendi yokluğuna ağlamakta olan
şu malum sihirbaz

yavrusunu öldüren ananın sükunetiyle
kovdu
sonunda gelen goddot'u

sundu nefretini, en sevgilisine

durmaya üşendiği için koştu
nefesi kesilip, dizleri teslim olana dek

koştukça parlayan ışığında
gözyaşlarını sakladı

kimse bulamadı
ölümünü

hiç erişemedi
kendine

20 Ekim 2007 Cumartesi

randevu

herhangi bir kaldırımda
zamansız ve isimsiz bekliyorum
sakın çıplak gelme
insan etini seviyorum.

korku-fobia

yükseliyor gecenin katranı ufukta
beyaz aydan koparmak için bir diş
zıplaşıyor balıklar içinde

karanlık dokunduğunda eteklerine
sakın ismimi söyleme...!

müstakbel

ensemdesin
tavaf ediyorum kendimi

dokunamıyorum

sen!
uzun yürüyüşlerin yoldaşı,
hacıdır yüzünü gören!

kara kedi

kara kedi küsme
küsüp ağaca çıkma

alamam seni...

kara kedi küsme
küsüp buhar-laşma

bulamam seni...

kara kedi küsme
küsüp beyaz olma

sevemem seni...

5 Ekim 2007 Cuma

ey kadın!

parmaklarının ucundan kayabilirsem
kelimelerimle...

yıkayabilirsem kurşun rengi harfleri
dilinin ucuna ekleyip
birkaç bin devirde...

öptürebilirsem bir mısramı sana
koynuna alıp uyursan eğer...

kendimi şiir yazmış sayacağım.