21 Haziran 2016 Salı

sanki

Kımıl kımıl

Kımıl kımıl sular akıyor
Bir kız çocuğu var içimde
Bana nasihat ediyor

Bir gölge var peşimde
Gerçekleri biliyor
Fıkır fıkır
Şıngır mıngır şarkılar çalıyor

Kıpır kıpır
Kıpır kıpır bir dolunay doğuyor

Fikir fikir
Fokur fokur
İçime akıyor

Ay saçlı kadınım susmak bilmiyor
Nedir bilemem amma
Bir şeyler oluyor...

Şansım yaver gidiyor
Tıkır tıkır
Tıkır tıkır talihim dönüyor

Bilmem dedim amma
Sanki yaz geliyor...


25 Mart 2015 Çarşamba

Küs yüzlüm buruşacaksın
Etme bak sararacaksın

Silkin ve doğrul
Yoksa bükük boynunu toprağa salacaksın

Oysa sana güneşler yaraşır
Ve bulutsuz göklerde ışıyan ay

Etme
Sen, yalnız sen değilsin ki bu kadar yalnız

Hadi kalk
Biraz derman ol ki
Dermanlar bulasın

16 Kasım 2014 Pazar

yuvaya dönüş

Kaşıkla kazarak çıkacağım bu delikten
Sürünerek kurtulacağım bu sürgünden
Ve nihayet yuvama vardığımda

Her yer aydınlık olacak
Ocakta sıcacık çayım karşılayacak beni
Ellerim, ayaklarım sıcacık olacak


18 Temmuz 2014 Cuma

Merak etme bu yol senin
Elbet çıkacaksın düzlüğe

Yatağında akan sular
Er geç varır denizlere

Çaba da gerekmez, kaygı da
Ama çabalayacaksan çabala
Korkacaksan kork

Engeller suyun yatağını değiştirir
Ama yazgısı hala denizdir

26 Mart 2014 Çarşamba

Kırık bir kalp ve hatıra bir satranç seti...
Şahidim kudretlerine!

Şimdi bana kırık bir kalp ve bir sapan ver
Değiştireyim dünyanın yörüngesini

İşte bu yüzden bazıları---
yalnızca kırık bir kalbe mahkum değil
Aynı zamanda borçlular da bunu varlıklarına

10 Ekim 2012 Çarşamba

nefes

sevip de ne yapacaksın?
yok olmaya davetiye mi çıkaracaksın?

yoksa yok olurken mi olabileceksin
hem yok hem de çok ve üstelik hiç olmadığın kadar var

iki kişi başlayıp üç
üçken dört
dörtken sekiz olacaksın

işte şu ağacın yaprakları gibi açacaksın kollarını
ve ne kadar çoğalırsa yaprakların
işte o kadar nefes alacaksın

offff bir var oluş daha

koyu kalemle üzerinden iyice geçti çizginin
ta ki yırtılana dek

sonra bir şeyler olmasını bekledi
göğe baktı yağar ama yağmaz

etraftaki insanları süzdü
kimsenin olay çıkarmaya niyeti yoktu

kendine bakacaktı ama
bir türlü bakası gelmiyordu

birden koşmaya karar verdi
yorgunluktan yığılana kadar koşmak
üstünü başını yırtarak
çığlıklar atarak koşması gerektiğini düşündü
ve düşünürken yoruldu

etrafına baktı
mutlaka bir şeyler olmalı dedi
yanındaki çam ağacını süzdü
acaba bir yıldırım düşermi diye
doğru yaaa dedi
yağmur yağmıyor ki...

sonra cevabın yağmurda gizli olabileceğini düşünürken yoruldu
başka bir şey düşünmeliyim dedi
başka bir var oluş olmalı
ama ben bundan başkasını bilmediğim için hayal edemiyorum

nefes alabildiği anları düşündü
nefes almayı özledi

etrafına baktı
mutlaka yakınlarda bir şey olacaktı
tam da beklediği gibi bir şey
ama beklediği her neyse
evvet! diyecekti olduğunda
muhteşem olmalıydı bu olacak şey
içinde biraz hayatın anlamını
bolca da aksiyon barındırmalıydı

etrafına baktı
iyice nefes alamaz olmuştu
bu boşluk düşmekle bitmeyecek diye düşündü
niye bunu düşünüyorum diye düşündü
bunu düşündüğümü niye sorguluyorum diye düşündü
herkes yaparken ben niye düşünüyorum diye düşündü

düşündüğünü düşünmekten yoruldu
etrafına baktı
hala bir şey olmamıştı
hala beklenmedik hiç bir şey yoktu
o da beklenenin hiç gelmeyeceğini kabul etmemek için
emeklemeye başladı düşüncelerinin arasında
dizlerinin üzerinde son düşünceden ilk düşünceye doğru gidiyordu
tam ilk ne zaman beklemeye başladığını bulacaktı kiii

Godo göründü,
Sırtında yeşilli kırmızılı bir pelerin, mor atının üstünde
tahta kılıcını çekmiş, dikiliyordu karşısında
merak etme dedi... bundan sonra düşünmene gerek olmayacak
ben bütün cevapları senin için de bileceğim...

9 Ekim 2012 Salı

kendin

kuytu bir benin bireyselliğinde tıkabasa şirirmek egonu
ve herkes gibi yalnız olduğun halde
çocukça mızmızlanmak

imgelerden örgü yapmak
iki ters- bir düz

sorunlar yaratıp
çözümleri şişelere koymak oyunu...
ve şişeleri engin denizlere atıp
peşlerinden giderken boğulmak

kibrit çöpü

kuru kuşku denizinde yüzmek
çok da eğlenceli değil, malum
zira her tafafın yara bere
her tarafın çiziklerle dolu
oysa su gibi akmalısın
suyla birlikte
ve bu sebeple kuruyemiş denizleri değil de
ıpıslak su denizleri kuşatıyor dünyayı

elimi yüzümü yıkayayım şimdi biraz
yaralarımı temizleyeyim

söz veriyorum sonra kabul edeceğim
denizde yüzen bir kibrit çöpü olduğumu
ve en yakın kibritçöpü kümesinin
yazgım kadar uzaklıkta olduğunu

bu arada deniz gemileri yutar ama
kibrit çöpleri bir şekilde devam ederler yollarına:)
(T- Cetvelinin cengizine)

8 Ağustos 2012 Çarşamba

küçük prens ve gül

kocaman bir gülüm ben
kokulu.... biraz biçimsiz
oldukça gerçek ve çok lezzetli bir reçel potansiyeli barındıran

kocaman bir çıbanım var yüzümün ortasında
küçük prensimi çıbanımın içinde saklıyorum
böylece hiç kimse kıskanmıyor beni
ya da küçücük prensimi

patlatsana o çıbanı diyor prens
yırt ve özgür bırak beni
aldırmıyorum
patlatsana o çıbanı diyorlar
sık ve dışarı çıkar güzelliğini
ilgilenmiyorum

ben gerçek bir gülüm
sevgisini çıbanında saklayan
gerçeklik benim gerçekliğim
ve çıbanım kadar bana aittir küçük prensim

kapalı anlatım:

zaman zaman makaleler yazmak istiyorum, düz yazı yani, denemeler vs. fakat her seferinde olabildiğince kapalı anlatımlı şiirler yazmakla sonlanıyor bu sayfayla temasım. ve nedenini anlamak güç oluyor. çünkü öylesine açım ki anlaşılmaya. ve derdim gücüm görülmek aslında. birinin beni görmesi. öyle olmasa neden yazayım ki. ne var ki çok az kişi bilir bu sayfayı ve bu sayfaya dilkkat çekecek hiç bir şey de eklemedim ve üstüne bir de bu kapalı anlatım meselesi girince işin içine, anlaşılmak mı istiyorum yoksa insanların kafasını karıştırarak gizlenmek mi istiyorum belli değil. zira her ikisinin de olmasında herhangi bir mahsur yok çünkü insan çelişkilerle doludur. bütün bunlardan biraz beriye gidip konuşursak şu gölgedeki duvarın başında birer sigara yakıp şunu söylemek isterim ki: asıl sebebi bulduğumu düşünüyorum. kapalı anlatıyorum çünkü: anlaşılmaktan daha önemli bir şey istiyorum: hissedilmek. anlaşmaz zaten son derece ütopik bir hedef zira insan insana dokunamaz. ama hissedilmek anlaşılmaktan biraz daha gerçekçi bir hedef. kendimdekine benzer duygular uyandırabilirsem birilerinde artık o kadar da yalnız değilim demektir belkide.... (poet's note)

17 Haziran 2012 Pazar

bu arada söylemeden olmaz
seçil saraçlının kim olduğunu
o güzeller güzeli ölü kadınıdır
bu satırları yuvarlayanın

öyle doğuştan muhalif değildir güzelliklere
ya da zararı dokunmamıştır insanlığa
bütün güzelliğine rağmen ölmekten başka
25te bir şansım olsaydı yine de seçerdim
25in birini çarpardım sıfırla ve elimde kalan 25te 24 olurdu
böylece bilebilirdim yaşadığımı

ve elimde kımıl kımıl kıvraşan yaşama ihtimalimle söyleşirdim
içindeki solucanları yerdim beni delirmekle tehdit eden beynimin

ve sonra bütün depresiflere küfürler yağdırırdım
evvela depresifliklerine kelimeleri de alet edenlere

ve sonuç olarak şiirimle ben
bir süre buralarda olmayacağız
çünkü yaşlanmak denen meşgale çok zaman alıyor

16 Aralık 2011 Cuma

Çorap tarlası gibidir içimde dünyam
Ve evsiz kuşları bekleyen bir yuvadır saçlarım
Buz dolabımın üstü çoktan boşverilmiş talimatlarla doludur
Ve günlük gelecek kaygım olsun olsun bir anlıktır...

Benim derdim gücüm yaşamaktır
Şarap içmek, sevişmek diyonisos'un huzurunda
Varsa yemek tıkabasa
Yoksa eğlenebilmek açlığımla
Su gibi akıp gitmek olagelmişliğimde...

Benim öteki dünyaya ihtiyacım yoktur
Ve de kovalamam bu dünyadaki daha iyi bir yaşamı

Eğer gönlümü hoş etmeseydi
Yazmazdım da üstelik bunları...

15 Haziran 2011 Çarşamba

sevmişlik

sevmiş olmak
ağaçların uğultusunda
denizin köpür köpür şakalarında
ve bir sihirbazın şapkasının içinde dolaşmak

sevmiş olmak
akşam üzerlerinde, serinde
gece yarılarında, zifiri kafanlıkta
ve tuvalette sıçarken, kendi kendine konuşmak

sevmiş olmak
ve suretlerini çıkarıp kutularından
yeni sıfatlar aramaya koyulmak
aynalarda kendine

sevmiş olmak
üstelik çırılçıplak kalmak
utanarak, hayran kalarak,
teşhir ederek ve gizleyerek

sevmiş olmak
kavuşmak
anlamak
anlamamazlıktan gelmek
ve anlamak istemek

sevmiş olmak
umursamazlık içinde rehavete kapılmak
sevmeyi istemek
uzanmak son gücünle beklentilerinin küçüldüğü bir geleceğe

sevmiş olmak
büyümek, sabırsızlanmak, kabullenmek

sevmiş olmak
bir sabahın perişan yorgunluğunda çabalamak
direnmek geceleri uyumaya

sevmiş olmak
meyve vermek istemek
caymaya yeltenmek kendinden

sevmiş olmak
işte
-di'li geçmişle
-ecek zaman arasında
ağzına sıçmak şimdinin...

6 Haziran 2010 Pazar

gündüz

gündüz tam şurada bir yerlerde olacaktı
ya sazımın içine girmiştir
ya sigara paketime sıkışmıştır
ya da vızıldayıp duran sineğin kanadındadır


gecenin mürekkebi bulaşmıştır yüzüne
fena halde içi sıkılmaktadır

ya yerdeki çorap tarlasına karışmıştır
ya kitap yığınlarına saklanmıştır
ya yağmurun uğultusuna takılıp kalmıştır

ama beni yalnız bırakıp da çıkmamıştır odamdan

kendini yalnız hissetmiştir bana rağmen
belki gücenmiştir biraz da
huzurunu kaçırmıştır pervasız bir lafım
ama gitmemiştir beni bırakıp

birazdan çıkar girdiği delikten
biraz ilgi
biraz şefkat yeter

silerim gecenin mürekkebini yüzünden gözünden
öper beni yüreğimin bileklerinden:)))))

20 Mayıs 2010 Perşembe

siyah beyaz

sapanın iki ucunda iki bayrak
biri ak
biri kara
biri düz
biri eğri

ademin yüzünde iki mana
biri gündüz
biri gece
biri doğru
biri yanlış

havvanın karnında iki bebek
biri kız
biri erkek
biri tez
biri yavaş

hamalın sırtında iki küfe
biri dolu
biri boş
biri ağır
biri hafif

pencerenin önünde iki saksı
biri çiçek
biri çalı
biri güleç
biri sivri

bir sayfada iki şair
biri konuşur
biri susar

5 Nisan 2010 Pazartesi

köpek

o köpeğin uyuz tüylerindeki cömertliği
bulamıyorsan 'dost'unun şampuan kokan başında

şefkatini köpeğe
cebindeki taşı da 'dost'una sakla

yaz yanaşırken

kandillerini yakmışken
umut umut biriktirirken kendini
sarmal-sarmaşık gelişmekteyken
bir dur!

gecenin ortasında biten
biradan, sigaradan, dost sohbetinden
ve kendin olabilmekten damıttığın
yaz kokusunu sev!

25 Nisan 2009 Cumartesi

Allah Korusun

Sonsuzluğun kollarında bir cenin olsam.

Sessizlik lütfen!


Şimdi,
şu an
yalnızca Tanrı'ya ihtiyacım var.

Uykum uzanıyor koynumda
Zihnim sabah kadar diri

Söylemeye değer pek bir şey yok
Yalvarırım Tanrı'm kuşat beni